Bugün ayın en sevdiğim günü. Saat 7:30′tan beri aralıklı olarak çalan cep telefonumun alarmı. ipod’un bağlı olduğu ufak hoparlörlerden çıkan kısık sesli bir müzik ve bambaşka bir evde sinekler ve pislikler içinde ekonometri soruları ile uğraştığımı gördüğüm rüyalar gören ben…
Bilinç altımın bana oynadığı ucuz bir oyun oysa hepsi. Elektrik sipürgesini parçaladığım için iki haftadır temzileyemediğim evim, dün gece üşenip bu sabah geçecek çöp servisi için kapının önüne koymadığım çöp torbası ve evimde bir kaç gündür ziyaret eden börtü böcek… Bir ayı aşkın bir süredir hayatımı meşgul eden ekonometriden bahsetmek bile istemiyorum.
Ve tam dokuza çeyrek kala sıcak yatak keyfine son vererek altı saatlik uyku ile güne başlamaya karar verdim. Eşofmanlarımı üzerime geçirip kapının önüne koyduğum çöp torbasını kaparak merdivenlerden aşağı doğru yuvarlandım. Mükemmel bir zamanlama ile sokağın ortasına kadar gelmiş olan gürültülü çöp arabasını yakalayabildim. Gerisin geri eve çıkarak bu sefer eşofmanlarımla yatağa tekrar gömülerek biraz kendime gelmeye çalıştım.
Ve şimdi çalışma masamın başında yeni bir güne başlamış olarak önümdeki notları okuyor az sonra da sorular çözmeye başlıyorm. Burnum tıkalı ve hapşırmak istiyorum. Boğazım ve gözlerimde biraz yanmakta. Bugün sadece aralık bıraktığım pencereden platin bulutlar güneşin bana gülümsemesini engelliyor. Şikayet etmiyorum. Kaç gündür boxerlarla oturup kalktığım için bugün çorap gime isteği bile doğuracak bu hava değişiminden. Yine de sanırım sıcak bir duşa ihtiyacım var.
Bu sabah tasvirinden sonra esas konumuza yani günün anlam ve önemine dönecek olursak… Evet bugün ayın sekizi. Hatta sekizinci ayın sekizi. Seneye iki-bin sekizinci yılın sekizinci ayının sekizinci günü olacak. Acaba o gün geldiğinde saat sekizi sekiz geçe ne yapıyor olacağım? Hayır, ekonometri kafamı bukadar çizdirmedi. Rakamlara hep önem vermiş biriyim ben. Sanırım geçmişe olan bağlılığım ve biz kapasitesi sınırlı insanoğlu için geçmişin derinliklerinde kaybolmayı önleyici olarak keşfedildiğine inandığım saat ve takvimler sayesinde nezaman ne yaptığımı hatırlarım güzel anları tekrar yaşarım ve gelecekte neler yapacağımın hayallerini kurarım.
Bugün de hep yaptığım gibi güzel günlerimi düşüneceğim, onların geleceğin habercisi olduğunu bilerek. Belki tramvaya atlayarak bir yarım saatliğine yeni elektrik sipürgesi almak için dolanacağım ama daha çok evde oturup tosmaya devam edeceğim. Günlerin bir bir eksildiği takvimimin ayın 24′ünü göstermesini bekleyecek, zamanlarımın gizem’li olması için sabredeceğim. Ancak ozaman rakamların hiç bir farkı kalmayacak gözümde. Ayın sekizi de onsekizi de bir olacak…
Şimdi sizi iki üç gündür evimde misafir ettiğim uğur böceği Ercan’ın Ikea dünyası ile başbaşa bırakacağım. İşte karşınızda uğur böceğinin ölümle randevusu…


